|
|
Atatürk7918 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
müzik6342 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
Aşk3504 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
HELP FOR CHILDREN2505 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
kadın1668 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
şiir1415 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
Pink Floyd930 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
tiyatro784 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
gitar754 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
çocuk pornosuna hayır750 üyesi var. üyelik serbest. |
ÖMER HAYYAM 800 SENE ÖNCE YAZMIŞ
'Irmaklarından saraplar akacak' diyorsunSen sofusun hep dinden dem vurursun
Bana da sapik dinsiz der durursun
Peki, ben ne gorunuyorsam o'yum
YA SEN NE GORUNUYORSAN O'MUSUN
Sen icmiyorsan icenleri kinama bari
Birak aldatmacayi iki yuzlulukleri
SARAP İCMEM DIYE OVUNUYORSUN AMA
YEDİGİN HALTLAR YANINDA SARAP NEDİR Kİ..
Ey kara cubbeli senin gündüzün gece
Tas atma dunyayi bilmek isteyenlere
ONLAR YARATANIN SANATI PESINDELER
SENİNSE AKLIN ABDEST BOZAN SEYLERDE....
Ben kadehten cekmem artik elimi;
Tutmam senin kitabını minberini.
Sen kuru bir softasın, ben yas bir sapik
CEHENNEMDE SEN MI DAHA IYI YANARSIN, BEN MI?..
Seni kuru softalarin softasi seni
Seni cehenneme komur olasi seni
Sen mi haktan rahmet dileyeceksin bana ?
HAKKA AKIL OGRETMEK SENIN HADDINE MI ?
Yasamin sirlarini bileydin
Olumun de sirlarini cozerdin
Bugun aklin var bir sey bildigin yok
YARIN AKILSIZ NEYI BILECEKSIN
Ey kor! bu yer, bu gok, bu yildizlar, bostur bos!
Birak onu bunu da gonlunu hos tut hos!
su durmadan kurulup dagilan evrende
BIR NEFESTIR ALACAGIN, O DA BOSTUR BOS!
Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
içerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.
Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?
AHMET ARİF
YÜRÜMEK...
yürümek;
yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
karanlığın gözüne bakarak yürümek..
yürümek;
dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek ..
yürümek;
yolunda pusuya yattıklarını,
arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek ..
yürümek;
yürekten gülerekten yürümek ...
NAZIM HİKMET
BÜYÜK İNSANLIK
Büyük insanlık gemide güverte yolcusu
tirende üçüncü mevki
şosede yayan
büyük insanlık.
Büyük insanlık sekizinde işe gider
yirmisinde evlenir
kırkında ölür
büyük insanlık.
Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter
pirinç de öyle
şeker de öyle
kumaş da öyle
kitap da öyle
büyük insanlıktan başka herkese yeter.
Büyük insanlığın toprağında gölge yok
sokağında fener
penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
umutsuz yaşanmıyor.
Nazım Hikmet
bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
" o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
demeyeceksin işte.
yaşarsın çünkü.
öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
çok sevmeyeceksin mesela.
o daha az severse kırılırsın.
ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin o´nu sevdiğinden.
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
çok eşyan olmayacak mesela evinde.
paldır küldür yürüyebileceksin.
ılle de bir şeyleri sahipleneceksen,
çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
gökyüzünü sahipleneceksin,
güneşi, ayı, yıldızları...
mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"o benim." diyeceksin.
mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
mesela gökkuşağı senin olacak.
ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
mesela turuncuya, yada pembeye.
ya da cennete ait olacaksın.
çok sahiplenmeden,
çok ait olmadan yaşayacaksın.
hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
ilişik yaşayacaksın.
ucundan tutarak..
CAN YÜCEL
Yasadiklarimdan Ögrendigim Bir sey Var
Yasadiklarimdan ögrendigim bir sey var:
Yasadin mi, yogunluguna yasayacaksin bir seyi
Sevgilin bitkin kalmali öpülmekten
Sen bitkin düsmelisin koklamaktan bir çiçegi
Insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kusa, bir çocuga
Yasamak yeryüzünde, onunla karismaktir
Kopmaz kökler salmaktir oraya
Kucakladin mi simsiki kucaklayacaksin arkadasini
Kavgaya tüm kaslarinla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandin mi bir kez simsicak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir tas gibi dinleneceksin
Insan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildigine
Hem de tüm benligi seslerle, ezgilerle dolarcasina
Insan baliklama dalmali içine hayatin
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasina
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanimadigin insanlar
Bütün kitaplari okumak, bütün hayatlari tanimak arzusuyla yanmalisin
Degismemelisin hiç bir seyle bir bardak su içmenin mutlulugunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yasamak özlemiyle dolmalisin
Ve kederi de yasamalisin, namusluca, bütün benliginle
Çünkü acilar da, sevinçler gibi olgunlastirir insani
Kanin karismali hayatin büyük dolasimina
Dolasmali damarlarinda hayatin sonsuz taze kani
Yasadiklarimdan ögrendigim bir sey var:
Yasadin mi büyük yasayacaksin, irmaklara,göge,bütün evrene karisircasina
Çünkü ömür dedigimiz sey, hayata sunulmus bir armagandir
Ve hayat, sunulmus bir armagandir insana
Ataol Behramoglu
>Eflatun'a iki soru sormuslar.
> >
> >
> >
> >Birincisi ; "Insanoglunun sizi en çok sasirtan
> >davranislari nedir ? ''
> >Eflatun tek tek siralamis :
> >Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler.
> >Ne var ki çocukluklarini özlerler...
> >Para kazanmak için sagliklarini yitirirler.
> >Ama sagliklarini geri almak için de para öderler...
> >Yarindan endise ederken bugünü unuturlar.
> > Dolayisiyla ne bugünü ne de yarini yasarlar.
> >
> >Hiç ölmeyecek gibi yasarlar.
> >Ancak hiç; yasamamis gibi ölürler...
> >
> >
> >Sira gelmis ikinci soruya ; "Peki sen ne
> >öneriyorsun?" Bilge yine siralamis ;
> >
> >Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayin!
> >Yapilmasi gereken tek sey, sadece kendinizi "sevilmeye" birakmaktir. ..
> >Önemli olan; hayatta "en çok seye sahip olmak" degil, "en az seye ihtiyaç
> >duymaktir"..
el hamdülillah laikiz
Ben pek dindar bir insan değilim... Ama dinine bağlı bir aileden geliyorum. Anneannem başını örter. Ramazanlarda oruç tutulur. Kandillerde "mübarek olsun" denir.
Yıllar yılı ben okula giderken üç kulhuvalahu bir elhamla, anamın soluğu arkamdan geldi. Başımdan aşağı nice kurşunlar döküldü.
Ama yeri gelince evde içki de içildi, sigara da... Saza da gidildi, baleye de... Tipik bir Türk ailesi işte... Ama söylemek istediğim şey, bu tipikliğin nasıl da hoş bir toplumsal ahenk yarattığı değil.
Tersine, dikkat çekmek istediğim şey; bu tür, din sohbetlerinin hep böyle bir "canım biz de müslüman evladıyız" nakaratıyla başlaması...
Son dönem tartışmalarında bu kısa girizgahı genellikle bir "ama...?bağlacı izliyor ve ardından laikliğin erdemi üzerine uzun uzadıya vaazlar veriliyor.
Amaç belki, hem müslüman, hem laik olunabileceğini kanıtlamak, ama ben artık bu söylemi terketmek gerektiğine inanıyorum.
***
Neden mi?
Bu yaklaşım, tartışmayı "tartışmanın yasak olduğu" bir alana çekiyor da ondan...
Askerde "talim saatlerinin namaz saatlerine göre ayarlanmasını" isteyen bir gruba bizim komutan "evladım, ben de müslümanım. Talim yüzünden namazı kaçırırsam, kaza kılıyorum" demiş ve onları kazandığını sanmıştı. Oysa "bazı namazların kazasının olmayacağı" yanıtıyla karşılaştı.
Bu durumda "neden olamazmış" diyemezsiniz. Lafa "müslümanım" diye girdiyseniz geri de dönemezsiniz. Biraz zorlanırsınız.
Nitekim öyle de oluyor.
Ayet tartışmasına girenler sonunda "İslama göre kadınların başını örtmek zorunda olduğunu" kabul ediyorlar. "Din ayrı siyaset ayrı" diyenler, İslamın hiç de öyle bir din olmadığını çok geçmeden anlıyorlar.
İş, laikler için tam bir kördüğüme dönüşüyor.
Her tartışmada "aile albümü"müzü açarak kendi yaşam tarzımızı da gereksiz bir tartışmaya açmış oluyoruz: "Peki anneannemiz örtünüyorsa, biz neden örtünmüyoruz?", "hem namaz kılıp, hem yılbaşında içki içmek, gerçekten İslama uygun mu?" derken sohbet otomatikman, sizi bir "din tartişmasının" içine çekiyor. Oysa hepimiz biliyoruz ki, İslam pek tartışmayı sevmez. Bazı mukaddes kavramları tartışmaya açanların başına gelenler ortada...
Buradan itibaren ikinci yanılgı başlıyor:
Yine lafı laikliğe getirmeye çalışan birileri hemen İslamm nasıl bir "hoşgörü dini" olduğunu anlatmaya girişiyor. Tabii tartışmaya açılmayan birşeyin neyi, nasıl hoşgördüğü sorulamıyor.
Kimse kusura bakmasın (yakmasın mı deseydim) ama ne zaman bu hoşgörü meselesi açılsa benim burnuma Sivas dolaylarından yanık kokusu geliyor. "Dinimiz hoşgörü dini" diyenleri de, bozuk para ve kırık sandalye yağmuru altında, Sivas sanıklarına "iyi haliniz görüldü, cezanız indirildi" diyen mahkeme heyetine benzetiyorum.
Ayılalım artık.
Nasıl iyi müslümanlar olduğumuzu anlatmaya çalışarak laiklik savunusu yapamayız.
O devir geçti. Yıl boyu içki içip, Ramazan'da oruç tutanlar eski bir nesildi ve şimdi maalesef tarih oluyorlar.
"Yeni İslam", herkesi tercihe zorluyor:
"Ya klübün kurallarıyla oyna, ya vazgeç..."
"Müslümanım diyorsan örtünmelisin". "Tanrıya inanıyorsan, içmemelisin". "İslama inanıyorsan, şeriat için savaşmalısın".
Çünkü kitap öyle yazıyor.
Kitaba inananların bunları savunmalarında bir tutarsızlık yok. Bana tutarsız gelen, lafa "biz de müslümanız ama" diye başlayan bazı laiklerin ayet tartışmalarıyla aksini ispatlama çabası...
Ben bu anlamda ateistleri çok daha tutarlı ve samimi buluyorum. Çünkü İslama bağlanıp, şeriatı reddetmek bana "ya İslamı bilmemek, ya da samimi olmamak" gibi geliyor.
Şimdi bir de "nüfusunun yüzde 99'u müslüman olan Türkiye.." girizgahı moda oldu. Düşünün ki o yüzde 99'un içinde Aziz Nesin de var, Ataist dergi çıkaranlar da... Peki içki içen müslüman sayılmıyorsa, bu oran yüzde 80 oranında azalmaz mı? Bu oran tartışması hangimizi nereye götürebilir?
Gelelim "Laik yanılgı"ların sonuncusuna:
Son zamanlarda "Atatürk'ün de iyi bir müslüman olduğunu" anlatan nutuklar türedi.
Yapmayın Dostlar;
Bu yolla Atatürk'ü Refah'a sevdiremeyeceğiniz gibi, halka da yanlış tanıtmış olursunuz.
Benim önerim şu:
Herkes anneannesinin nasıl giyindiği bilgisini kendine saklasın. Kenan Evren, Kur'an'dan ayetler okumayı seviyorsa kürsüde değil, evinde okusun. Tansu Çiller, ezan sesi seviyorsa yalısının bahçesine camii yaptırsın. Ama kimse laiklik adına bize dini masallar anlatmasın.
Atatürkçüler ille İslam tartışacaksa hadi gelin Mustafa Kemal'in yıllarca gizlenen konuşmalarını raflardan indirelim.
Göze alabiliyorsanız, O'nun Kazım Karabekir'e "herşeyden önce din anlayışını kaldırmalıyız" dediğini ortaokul din kitaplarına koyalım. Bir ingiliz yazara söylediği "benim dinim yok. Bazen bütün dinler denizin dibine batsın istiyorum" sözlerini Diyanet İşleri Başkanlığı'nın girişine asalım.
"Anneannem müslümandı", "Atatürk dindardı", "İslam toleranslıydı" derken, bir şeriat iktidarını ufukta gördük. Sizce yöntemi değiştirmenin zamanı gelmedi mi?
can dündar